20 Ağustos 2015 Perşembe

KADININ YOLCULUĞU
2169 - Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allaha ve ahiret gününe inanan bir kadına, bir gece ve gündüz devam edecek bir mesafeye, yanında bir mahremi olmadıkça gitmesi helâl değildir."
Buhârî, Taksîru's-Salât 4; Müslim, Hacc 419, 422, (1339); Muvatta, İsti'zân 37, (2, 979); Ebü Dâvud, Menâsik 2, (1723-1725); Tirmizî, Radâ 15, (1170).
2170 - İbnu Abbas (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular: "Bir erkek, yanında mahremi bulunmayan (yabancı) bir kadınla yalnız kalmasın!"
Bunun üzerine bir adam kalkarak: "Ey Allah'ın Resülü, kadınım hacc için yola çıktı, ben ise falan falan gazvelere yazıldım!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Öyleyse git hanımına yetiş, onunla hacc yap!" diye emretti."

Buhâri, Cezâu's-Sayd 26, Cihâd 140, 181, Nikâh 111; Müslim, Hacc 424, (1341).


17 Ağustos 2015 Pazartesi

Ey mâyesi nurlarla yoğrulmuş millet!
Hele dişini sık, az daha sabret!
Aman sönmesin sinendeki himmet!
Son durağın 'devlet-i ebed müddet'...

Hiç durma yürü ki yollarda gözler!
Durmuş şehit baban yolunu gözler,
Geril, koş, seni bekliyor pürüzler,
Şahlan ki sevinsin kederli yüzler...


14 Ağustos 2015 Cuma

Bir hadis-i şerifte geçtiği üzere Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) sahabe-i kiram efendilerimize;
جَدِّدُوا إِيمَانَكُمْ
“İmanınızı yenileyiniz”tavsiyesinde bulunur. Bunun üzerine kendisine; “Ya Resûlallah! İmanımızı nasıl yenileyelim?” diye sorulduğunda, İnsanlığın İftihar Tablosu (aleyhissalâtü vesselâm):
أَكْثِرُوا مِنْ قَوْلِ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ
“Lailahe illallah” sözünü (zihnen, kalben, lisanen) çokça yâd edin”buyurur. (Mecmeu’z-zevâid,10/82)


Sen gittin gideli yeryüzü yetim, 
Yetimlerin Seni bekler gel de gör. 
Seni üzmek değil asla niyetim, 
Ümmetine kıyacaklar gel de gör 

Gel de gör o masum çocuklarını, 
Yıktılar müslüman ocaklarını, 
Nice anaların kucaklarını, 
Yavrusuz koyacaklar gel de gör. 

Sana inananı, Sana geleni, 
Yakıyorlar senin için öleni, 
Sana iman eden, geri kalanı, 
Lokma lokma yiyecekler gel de gör.


13 Ağustos 2015 Perşembe

Bil ki!
Dünyanın harap olması ve şu âlemin fenâ bulup gitmesiyle senden uzaklaşan ve sana refakât etmeyen şeylere kalbini bağlamak doğru değildir.
Evet, senin asrının inkirâza uğrayıp sona ermesiyle, sana 'Allah'a ısmarladık' demeden arka çevirip kaçan ve bilhassa, ötelere seyahatte sana arkadaş olmayan, kabir kapısına kadar olsun seni uğurlayıp teşyi' etmeyen ve bir iki damlacık geçici haz ve lezzetlere bedel, yığın yığın günahları senin beline ve başına yükleyip giden fâni zevk ve fâni iştihâlara bel bağlamak kâr-ı akıl değildir.
Eğer akıl ve muhakemen varsa, dünya cihetiyle senin elinde kalmayan, kabirde hiçbir yararı dokunmayan ve ötelerde sana yâr olmayan şeylere ehemmiyet vermez, onların arkalarından koşmaz ve onların fenâ ve zevâl bulmalarıyla da müteessir olmazsınız..!
Zirâ sen, ebed için yaratılmış ve ebede namzet bir sultansın! Senin duyguların içinde öyle bir latîfe var ki, ebedden ve ebedî Zâttan başka hiçbir şeyle katiyen tatmin olmaz. O latîfe; ancak ve ancak, 'marifetullah' ve 'muhabbetullah' ile doygunluğa erebilen senin duygularının sultanıdır. Sen de O sultanı dinle, ona uy ve kurtul..!


Ondört asır evvel, yine bir böyle geceydi,
Kumdan, ayın ondördü, bir öksüz çıkıverdi!
Lâkin o ne hüsrandı ki: Hissetmedi gözler;
Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi!
Nerden görecekler? Göremezlerdi tabî'î:
Bir kere, zuhûr ettiği çöl en sapa yerdi;
Bir kere de, ma'mure-i dünyâ, o zamanlar,
Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!
Fevzâ bütün âfâkını sarmıştı zemînin
Salgındı, bugün Şark'ı yıkan, tefrika derdi.

Derken, büyümüş, kırkına gelmişti ki öksüz,
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!
Bir nefhada kurtardı insanlığı o ma'sum,
Bir hamlede kayserleri, kisrâları serdi!
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi;
Zulmün ki, zevâl akılına gelmezdi, geberdi!
Âlemlere, rahmetti, evet, Şer'-i mübîni,
Şehbâlini adl isteyenin yurduna gerdi.
Dünya neye sâhipse, onun vergisidir hep;
Medyûn ona cem'iyyeti, medyûn ona ferdi.
Medyûndur o ma'sûma bütün bir beşeriyyet...
Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret.
 
Mehmet Akif Ersoy



9 Ağustos 2015 Pazar

islamın kıymetini bilip binlerce şükür etmemiz gerekmezmi

Anlatıldığına göre Rasulullah’ın ashabından bir adam hep üzgün bir halde bulunurmuş. Rasulullah Aleyhisselam ona bunun sebebini sorunca adam demiş ki: “Ya Rasulallah! Ben Cahiliyye döneminde öyle bir günah işledim ki, müslüman olduğum halde Allah’ın o günahımı bağışlamayacağından korkuyorum. Bir kızım doğmuştu. Annesi yüzünden onu büyüyünceye kadar serbest bırakmıştım. Büyüyüp güzel bir kız oldu. Gönlüm onu evlendirmeye yahut evlenmeden evde bırakmaya razı olmadı. Karıma dedim ki: Ben akrabalarımı ziyarete gidiyorum, kız da benimle gelsin. Kadın buna sevinerek, kızı elbise ve süslerle donatıverdi. Ona ihanet etmeyeceğime dair benden de güvence aldı. Kızı alıp derince bir kuyunun başına gittim, kuyunun içine doğru baktım. Kızcağız kendisini kuyuya atmak istediğimi anladı ve bana sarılarak ağlamaya başladı: Babacığım bana ne yapmak istiyorsun, diyordu. Ona acıdım. Fakat sonra yine kuyuya göz attım, toplum içinde haysiyetimi koruma duygum baskın geldi. Kızım tekrar bana sarılarak: Babacığım! Annemin emanetini zayi etme, diyordu. Ben de ona acıyarak bir kuyuya bir kızıma bakmaya başladım. Sonunda onu tutup baş aşağı atıverdim! O ise kuyuda: Babacığım beni öldürdün, diye bağırıyordu. Nihayet sesi kesilince dönüp gittim!”
Acıklı olayı dinleyen Rasulullah Aleyhisselam ashabıyla ağladı ve dedi ki: “Cahiliyye döneminde yaptığından dolayı birini cezalandırmakla emrolunsaydım seni cezalandırırdım. Cahiliyye döneminde olanı İslâm yok etmiştir. İslâm döneminde olanı da istiğfar yok eder.”
Bülûğu’l-Ereb, 3/36-44; el-Mufassal fi Tarihi’l-Arab, 5/88-98; el-Kurtubî, el-Cami’ li-Ahkâmi’l-Kur’an (Kahire 1996), 7/98.